Image
Ağustos 24 2014 02:28

Mikelanj Fenomeni…

 Aşkın kelime anlamı malumunuz sarmaşık demektir ve sarıldığı ağacı dolanıp evvela güneşini kapatır ve yavaş yavaş ağaca nüfuz ederek zamanla ağaçla yek vücut olur.

Durup dururken nereden bulaştım böyle bir mevzuya derseniz?
“Mikelanj fenomeni” ile ilgili bir makale okuyordum, o makale tesir etti sanırım. Bilmeyenler için kısaca anlatayım.
Birbirini seven iki insanın zamanla birbirleri üzerine etki ederek aynı yüz hatları, aynı mimik, aynı gülüş aynı jestlere sahip olması.
Beyin plastisite bir organ yani yenilenebilen bir yapısı var dolayısı ile kişi sevdiğinin duygu düşünce karakter yapısını aynalama yaparak kendisini yeniden şekillendire bilmektedir.

Peki bu ne demektir? Bu iki kişi arasında senin canın çay istiyorken onun anlayıp daha sen demeden yapması demektir :d
çevrenizde mutlaka vardır, uzun yıllar birlikte yaşamış çiftler, bunu o kadar ileri taşımışlar ki biri öldüğünde diğeri en fazla 6 ay yada bir yıl daha yaşayabiliyor.

  • efendim buna tasavvufta fenafillah.
  • yazılımda interface implementation
  • kültürümüzde “ya huyundan ya suyundan”  gibi örneklemeler ile hadiseyi sulandırabiliriz.

Azizim nasıl oluyor da oluyor?

 

Efendim Cemil Meriç’in dediği gibi “Aşk bir nazardır, gerisi tefekkür” Göz bir kere gördükten sonra beyin aynalama yapmaya başlıyor…
Bütün algı ve yargı mekanizmasını maşuka göre ayarlıyor ve gün geçtikçe kendisini unutup maşuk la doluyor. (Arkada sürekli çalışan bir prosess/service var)
Sonra ne mi oluyor? Mecnun’un dilinden cevap verelim.

İbn’i Salem öldüğünde Leyla mecnuna koşup “ben geldim” diyor, Mecnun da;
“ger ben ben isem nesin sen ey yar
ver sen sen isen neyim ben-i zar”

deyip son noktayı koyuyor.

Maksat hasıl olduysa da hiç bir yazımı hikayesiz bitirmek niyetinde değilim, buyurunuz hikaye…

Adam adeti olduğu üzre gece gündüz maşukunun peşinden koşmaktadır.
Maşukta ekseriyet hatun kişisi olduğundan her nasıl olduysa köprüden geçerken topuklarımı takıldı, ah mı aldı orasını bilemiyorum, köprüden Dicle’nin azgın sularına
düşüp sürüklenmeye başlamış.
Can havli ile çırpınıp yardım isteyecekken birde bakıyor ki aşığı da onunla beraber suya atlamış.

-A kuş beyini hadi ben düştüm sen niye atıyorsun kendini suya demiş.
aşığı gayet doğal bir şekilde “Vallahi kaç zamandır kendimi senden ayrı görmüyorum”
demiş vesselam…

 

2015 : memet tayanç