Image
Mayıs 08 2016 02:28

Düğün Denek 2 - Sünnet

Düğün Dernek 2 Sünnet filmi, 4 Aralık 2015 te vizyona girdi. Bildiğiniz üzere ilk filmi de epeyce beğeni almıştı. Bende beğenenler tayfasından olduğum için bu gün(02 Ocak Cumartesi 2016) fırsat bulup Düğün Dernek 2 Sünneti izledim.

Spoiler vermeyeceğim ancak şunu söyleyebilirim ki fena değil. Epeyce güldüm yine. 

Filimdeki bir diyalogtan söz etmek istiyorum. Farkında olarak mı kullanmışlar bilmiyorum ama diyalogda kültürümüzün unutulmuş inceliklerinden bir tanesinden, minicik bir diyalogda söz edildiği için çok hoşuma gitti. 

Delikanlıyı işaret ederek  “Sizin mi” diye sordu doktor. Kadın “Sahabı yohsa bizimdir” dedi.

Evet, bütün diyalog bu kadar. İtiraf edeyim filimle ilgili en çok sevdiğim diyalog buydu.  Peki, neden bu kadar kıymetliydi bu diyalog?

Günümüz de bir insanın başarılı sayılması için bakılan kriter; mal, mülk, maaş yani maddiyat. Belirli bir yaşa gelip hala bunlara sahip olamadıysanız başarılı sayılmıyorsunuz.
Benim arabam, benim evim, benim oğlum bu benler uzayıp gittikçe kişinin itibarı, saygınlığı ve tabiri caiz ise karizması artmaktadır.  

Eskiden böyle değildi, kişinin kadri ve kıymeti edindiği mallar ile değil ilmi, ahlakı ve feraseti ile ölçülürdü. Müslüman medeniyetlerinde kıstas bunlardı. 

İlim: Kuran-ı kerim kadın erkek ayırmadan herkese ilim öğrenmeyi farz kılmıştır, ilk emir “oku”.  Çok ibadet edenle etmeyen ya da çok malı olanla olmayan değil “bilenle bilmeyen bir olur mu…” diye buyuruyor.
Ahlak: Bunun için Kuranı kerimden ayet vermeye gerek yok zira İslam güzel ahlaktır. “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Bu hadisi şerif bütün meseleyi anlatıyor zaten.
Feraset: en yalın anlamı ile zekâdır. İlim ve ahlak sahibi birinin bunları kavrayış hızı ve yorumlama yetisidir.

Bir insanın malı, mülkü, ailesi, soyu, sopu ile övünmesi Hamlık sayılmıştır.
Müslüman kişi, malın, mülkün, evladın, akrabanın, yaşadığı hayatın, aldığı ve verdiği nefesin ve dahi hepsinin ona emanet edildiğini asıl sahibin kendisi olmadığını idrak eden ve buna göre yaşayan insandır.  

Ahlak olarak ta hiçbir zaman bu mal, mülk evlat vs. benimdir demez. Bunu demekten imtina eder. Kibir ve büyüklenmekten korkar. Ola ki soran kişi de olmayabilir, gönül koyabilir, üzülebilir diye de çekinir.

Bu bahçe sizin midir? Diye sorulduğunda “Efendim biz sadece bekçisiyiz inşaAllah”

Bu Ev-araba sizin mi? Diye sorulduğunda  “Estağfurullah efendim biz bir süreliğine bakımını yapıyoruz sadece”

Bu delikanlı kimin? Diye sorulduğunda  “sahibi yoksa bizimdir” 

Bu diyaloglarda kanımca psikolojik olarak hem sorana hem cevap verene tavsiyeler vardır. 
Sorana; bak sen bunları soruyorsun ama bunlar benim olmayacak ebediyen, göçüp gideceğiz dünyadan dolayısı ile bu sorduğun şey sende yok diye üzülme. Üç beş gün sonra benimde olmayacak.
Cevap verene: Bak bu mal mülk senin hizmetine verilmiş diye kibirlenme, büyüklenme zira onları veren Allah’tır sana verdiği gibi bu karşındaki kişiye de verebilirdi. Dolayısı ile kibir yapma.Kendinden pay biçme.

Not: Düğün Derneğin, Star Wars'dan daha fazla izlenmesi de beni mutlu etmiştir. Filim ekibine başarılar diliyorum

2016 : memet tayanç